Yol uzun, seçim zor, karar imkânsız

Efnan Atmaca – Oyun Atölyesi’nin yeni sezon oyunlarından “Uzun Yol” sert sözü, ağır yüzleşmesiyle dikkat çekiyor. Seyretmesi zor, içselleştirmesi daha da zor bir oyun. Shelagh Stephenson’ın yazdığı oyunda 18 yaşındaki Danny, ağabeyi ile dışarı çıktığı gece Emma adlı genç bir kız tarafından bıçaklanarak öldürülüyor. Evde oğullarının dönüşünü beklerken dünyası başına yıkılan anne, öfkesini dindirmeyi asla başaramayan baba ve olaydan kendini sorumlu tutup vicdan azabıyla kavrulan ağabey için yepyeni bir yol başlıyor o gecenin ertesinde. Mary oğlunun yasıyla başa çıkmaya çalışırken kendince yollar arıyor. Bu yollardan en tuhafı oğlunun katilini tanımak istemesi oluyor. Derdi onu affetmek değil, bu anlamsız ve ani ölüme bir açıklama bulmak. Katilin gözlerinin tam içine bakıp oğlunu neden öldürdüğünü sormak! Oysaki geçerli bir sebebi yok Emma’nın. Bir anlık öfkesinin nelere mal olduğunu sorgulayamayacak kadar kendi derdinde, oradan oraya savrulmuş bir genç kız çünkü o.

Yanlış zaman yanlış yer

Mary önce mektup yazıyor Emma’ya. Tek ziyaretçisi olan sosyal hizmet sorumlusu aracılık ediyor. Okumasını ve cevap yazmasını istiyor. Ama okumuyor Emma. Mary yılmıyor, bu kez yüz yüze görüşmek istiyor oğlunun katiliyle. Eşine anlatamıyor bunu neden istediğini, hoş kendi de tam anlamış değil. Kardeşinin ölümünü engelleyemediği için kendiyle kavgası hiç bitmeyen ağabey hayatın devam etmesini istiyor her şeye rağmen. Ölenin yaşayandan çok sevilmesine ve ailesinin onu görmemesine içleniyor gün geçtikçe. Kardeşiyle birlikte tüm ailenin mezara girmesine isyan ediyor. Ama yine de annesinin yanında oluyor. Birlikte gidiyorlar Danny’yi öldüren kızı görmeye. Küçücük bir kız beliriyor karşılarında. O gece neden öyle davrandığını bile hatırlamıyor Emma. Kendi geçmişinden kaçmak isterken yanlış yer ve zamanda olmanın bedelini ödetmiş Danny’ye. Hepsi için durumu anlamak daha da zorlaşıyor.

İnsanın karmaşası… Öfkeyle acımanın, affetmekle nefret etmenin baş başa verip yolu iyice uzattığı bir noktaya geliyorlar. Sadece sahnedekiler değil, izleyenler de… Tıpkı anne gibi onlar da hiçbir sebep yokken genç bir oğlanın hayatına son veren kıza ölesiye bir öfke duyarken hikâyesini öğrendikçe sarıp sarmalamak istiyorlar cinayetten hüküm giyen bu suçluyu. Çünkü hayat adil davranmayıp savurup duruyor masum doğanları bile. Rakel Dink’in hepimizin akıllarına kazınan o lafı dönüp duruyor: “Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz.”

Ekrandan sahneye

“Uzun Yol”un en zor mesafesini yürüyen anneyi Evrim Alasya canlandırıyor. Ekranlardan tanınan isimlerin tiyatro sahnelerinde yer alması seyircinin ilgisini artırıyor. Alasya da rolünün hakkını veriyor. Berfin Zenderlioğlu’nun yönettiği oyunda Alasya’nın yanı sıra Sena Başdoğan, Zeynep Alkaya, Faruk Barmen ve Aykut Akdere rol alıyorlar. Emma’yı canlandıran Sena Başdoğan performansıyla hayranlık uyandırıyor. İniş çıkışı, isyan ve teslimiyet arasında gidiş gelişi, pişmanlık hissini zayıflık olarak görüp öfkesiyle onu maskelemesi ezcümle insana ait ne varsa kısacık bir zaman diliminde seyirciye yansıtmasıyla öne çıkıyor.  “Uzun Yol” sezonun en zor hikâyelerinden birini hem metnin hem rejinin gücüyle seyircinin karşısına çıkarıyor. Oyun 26 Ocak, 8 Şubat ve 9 Şubat saat 20.30’da Oyun Atölyesi’nde izlenebilir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir